Hakim, velayetin kime verileceğini tayin ederken çocuğun dinlenmesi gerekli midir?

 

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 182 f. 1 hükmüne göre hakim, boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinler.

743 sayılı Türk Kanunu Medenîsinin 148/1 inci maddesine göre hâkimin velâyet hakkını hangi tarafa vereceğini kararlaştırmadan önce ana ve babayı dinlemesi zorunluydu. Velâyet kamu düzenine ilişkin olduğu için ana ve baba dinlenmeden bu konuda karar verilmesi kamu düzenini ihlâl eden keyfî bir davranış sayılırdı. Yargıtay, hâkimin velâyet hakkının kullanılmasına ilişkin önlemi alırken ana babanın dinlendikten sonra karar vermesi gereğini kararlarında göstermekteydi.

Hâkimin velâyetin düzenlenmesi sırasında göz önünde bulunduracağı tek esas çocuğun güvenliği olacaktır . Çocuğun güvenliğinin hangi tarafın yanında kalmasını gerektirdiğinin belirlenmesinde ana babanın söyleyeceklerinin ne kadar önemi olduğu açıktır.

Çocuğun güvenliğinin belirlenmesi için, velâyeti söz konusu olan çocuğun velâyetinin hangi tarafa verilmesini istediği konusunda kendisi de dinlenmeli ve çocuğun istekleri de göz önüne alınmalıdır.

Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. maddesi yeterli idrake sahip olduğu iç hukuk tarafından kabul edilen bir çocuğa, bir adli merci önündeki, kendisini ilgilendiren davalarda yararlanmayı bizzat talep edebileceği, aşağıda sayılan hakları verir;

a-İlgili tüm bilgileri almak,

b-Kendisine danışılmak ve kendi görüşünü ifade etmek,

c-Görüşlerinin uygulanmasının olası sonuçlarından ve her tür kararın olası sonuçlarından bilgilendirilmek hakkı tanınmıştır.

Türk Medeni Kanununun 339. maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklan Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddesi gereğince yeterli idrak gücüne sahip olduğu iç hukuk tarafından kabul edilen çocuğun, küçüğün görüş ve düşünceleri alınmadan velayetin tayini, eksik incelemeye dayanacağından bozma nedenidir.

Çocuğun yaşının küçük olması, ana baba arasında seçim yapmaya zorlanarak ruhsal baskı altına alınmasının isabetsiz olması, küçük çocukların gerçek duygularım iyi anlatamaması, yanlarında kaldıkları ana ya da babasının öğrettiklerini tekrarlamaları türünden hiç bir görüş çocukların dinlenmesine gerek olmadığının gerekçesi olamaz.

Hakim, çocuğun beyanlarını tek başına değil, onun tüm davranışları, genel tutumu, ana baba ile ilişkilerini göz önünde bulundurarak değerlendirecektir.

Hakim,çocuğu gerekli görürse gizli oturumda da olsa mutlaka dinlemelidir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*