Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı – Yoksulluk Nafakası

T.C.

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2013/2-231

Karar: 2013/1370

Karar Tarihi: 18.09.2013

ÖZET: Dava, boşanma, tazminat ve nafaka istemlerine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davalı kadın, .. tarihli oturumda <…boşanmak istiyorum, ayrıca davacıdan aylık … TL nafaka talep ediyorum…> şeklinde beyanda bulunmuş, … tarihli temyiz dilekçesinde bu talebinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacı vekilinin … tarihli temyiz dilekçesinde taleplerinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğunu belirtmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

(4721 S. K. m. 175, 178) (YHGK. 09.04.2003 T. 2003/2-280 E. 2003/274 K.) (YHGK. 12.06.2013 T. 2012/3-1706 E. 2013/814 K.)

Dava: Taraflar arasındaki <boşanma, tazminat ve nafaka> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 12. Aile Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 18.11.2011 gün ve 2009/900 E. 2011/1050 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2012 gün ve 2012/1781 E. 2012/21391 K. sayılı ilamı ile; <.1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Davalı 10.02.2010 tarihli oturumda <boşanmak istediğini, ayrıca davacıdan aylık 250 TL nafaka talep ettiğini> bildirmiştir. Bu beyan, talep edilen nafakaların tedbir nafakası olduğu açıkça belirtilmedikçe boşanmadan sonraki yoksulluk nafakası isteğini de kapsamaktadır. Bu durum dikkate alınarak davalının yoksulluk nafakası isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken istek olmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır…> gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

Karar: Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, boşanma, tazminat ve nafaka istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, tarafların evlenmelerinden sonra davalının aile dışındaki konuşmalarda davacı kocasını küçük düşürücü ve onurunu kırıcı sözler sarfetmesi nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, müşterek hayatın davalının kusurlu davranışları nedeniyle çekilmez hale geldiğini beyanla, tarafların boşanmaları ile davalının onur kırıcı sözleri nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı asil duruşmadaki imzalı beyanında özetle, açılan boşanma davasını kabul ettiğini ancak dilekçe içeriğini kabul etmediğini, davacının evine ve ailesine bakmaması nedeniyle geçimsizlik meydana geldiğini, boşanmak istediğini ayrıca, aylık 250TL nafaka ile maddi ve manevi tazminat talep ettiğini beyan etmiştir.

Yerel mahkemece, tarafların eşit kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliği temelinden sarsıldığından tarafların boşanmalarına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, talep edilmediğinden yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece, yoksulluk nafakasının açıkça ve miktar belirtilmek suretiyle talep edilmesi gerektiği belirtilerek önceki kararda direnilmiştir.

Direnme hükmü, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık,davalının usulüne uygun olarak yoksulluk nafakası talebi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun <Yoksulluk nafakası> başlıklı 175. maddesidir. Anılan madde uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Belirtilmelidir ki, yoksulluk nafakası talebi ile dava açılması, mülga 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi’nde bir süreye tabi tutulmamış iken, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesinde ise, bir yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddeye göre, evliliğin boşanma ile sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. Buna göre, yoksulluk nafakası boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden, boşanmaya bağlı fer’i bir hak olduğundan ve 4721 sayılı TMK’nda boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, boşanma davası içerisinde istenebileceği gibi, o dava devam ederken ya da sonuçlandıktan sonra, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde bağımsız bir dava ile de istenebilir. Bu bağlamda, yoksulluk nafakası takdiri için önce, boşanmaya hükmedilmesi ve sonrasında diğer üç şartın gerçekleşmiş olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre kararıvermek gerekmektedir. Bu üç unsur ise şunlardır. a) Bu konuda hüküm tesisi için öncelikle istek olması gerekmektedir. b) İstekte bulunanın, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusuru olmaması gerekmektedir. Başka bir anlatımla nafaka isteyenin boşanmada kusursuz olması veya en azından kusurunun diğer eş ile eşit düzeyde bulunması gerekmektedir. Şayet boşanma istek sahibinin tam yada baskın kusuru ile kesinleşmiş ise kendisine yoksulluk nafakası takdiri mümkün değildir. c) Üçüncü koşul da nafaka isteyenin, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin kanıtlanmasıdır. Görüldüğü üzere, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak yoksulluk nafakası isteyebilmesi için öncelikle bu konuda bir talebin bulunması gerekir. Talep yazılı şekilde ve hatta sözlü olarak da yapılabilir. Ancak hukuki sonuç doğurabilmesi için sözlü isteklerin mahkeme tutanağına geçirilmesi zorunludur. Hukuk Genel Kurulu’nun 22.02.1995 gün 1994/2-876 E. 1995/95 K.; 09.04.2003 gün 2003/2-280 E. 2003/274 K. ve 12.06.2013 gün 2012/3­1706 E. 2013/814 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı kadın, 10.02.2010 tarihli oturumda <…boşanmak istiyorum, ayrıca davacıdan aylık 250 TL nafaka talep ediyorum…> şeklinde beyanda bulunmuş, 03.01.2012 tarihli temyiz dilekçesinde de bu talebinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğunu belirtmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacı vekilinin 03.01.2012 tarihli temyiz dilekçesinde taleplerinin yoksulluk nafakasına ilişkin olduğunu belirtmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen <Geçici Madde 3> atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine aynı Kanunun 440. maddesi uyarınca hükmün tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.09.2013 gününde oybirliği ile karar VERİLMİŞTİR.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*